Yorum | Fikret Ertan

Rusya bugünlerde Esed rejimine verdiği destekle öne çıkmış bulunuyor, bu yüzden eleştiriliyor

Ne var ki, Rusya bu eleştirileri de pek dikkate almıyor, Suriye konusunda kendi gündemini başkalarına kabul ettirmeye çalışıyor. Rusya diplomatik alanda böyle hareket ederken başka alanlarda da kendi politika ve stratejilerini fazla dikkat uyandırmadan gerçekleştirmek için çeşitli hamleler yapıyor. →

Güney Akım ve Türkiye

Rusya, Avrupa'ya doğalgaz sevk ve tedarikinde hâkim ülke olarak kalmaya devam edebilmek amacıyla iki yeni doğalgaz hattı üzerinde çalışıyor. →

Türkiye-Rusya sondajları ve Karadeniz'in geleceği...

Karadeniz komşumuz Rusya dünya petrol üretimi liginin en ön sıralarında yer alıyor. Hatta zaman zaman Suudi Arabistan'ı bile geçerek birinci ülke konumuna da yükseliyor. Nitekim, günde 10 milyar varil ham petrol üretimi ile bugünlerde yine ön sıralarda bulunuyor.

Rusya, bu muazzam üretimin neredeyse tamamını karada açılan kuyulardan gerçekleştiriyor. Bu sahalarda da özellikle Sibirya kuyuları öne çıkıyor. →

Ermenistan, silahlanmaya devam ediyor...

Küçük, nüfusu az olmasına rağmen Ermenistan'ın silahlı kuvvetlerinin Kafkasların en profesyonel, en iyi eğitimli ve en hareketli askerî gücü olduğu söylenir. Bazı önemli askerî araştırma kuruluşlarına göre de bu güç 3 Kafkas ülkesi (diğerleri Azerbaycan ve Gürcistan) içinde muharip yeteneğe en çok sahip olanıdır.

Bu iddialar, değerlendirmeler ne kadar doğrudur, ne kadar gerçeği yansıtır söylemesi zor; ancak bu gücün Azerbaycan karşısında geçmişte üstün geldiği ve Rusya'nın da yardımıyla Azerbaycan'ın topraklarının yüzde 20'sini işgal edebildiği ve halen bu durumu muhafaza edebildiği de hiç kimsenin inkâr edemeyeceği aşikâr bir gerçek olarak ortada durmaktadır. →

Gündemdeki GRU'ya dair...

Rusya bu istihbarat etkinliğini dört servis ile gerçekleştiriyor: İç istihbarattan sorumlu FSB, Amerika'da geçenlerde yakalanan ajanlarıyla gündeme gelen dış istihbarata bakan SVR, haberleşmeyi izleyen FAPSI ve askerî istihbarat servisi GRU. Bunlardan FSB, SVR, FAPSI hakkında bilinenler var; ancak GRU hakkında bilinen ve yazılanlar ise son derece sınırlı.

Rus Genelkurmay Başkanlığı'na bağlı, tam adı Ana İstihbarat Direktörlüğü olan GRU kapalı bir kutu adeta; medya ve kamuoyu büyük ölçüde sadece bu servisin başındaki şahsı biliyor o kadar. Bu şahıs geçen mayıs ayında Başkan Medvedev tarafından sürpriz bir şekilde görevden alınan zamanın başkanı General Korebelnikov'un yerine atanan General Aleksandr Sıhlyakturov. →

Rusya ve Ermenistan...

Bu husus en çok da askerî alanda söz konusu. Nitekim, Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev'in bugün başlayan iki günlük resmi Erivan ziyaretinde askerî ilişkilerde yeni bir dönüm noktasına gelinmiş olacak; zira bu ziyarette Kars-Iğdır sınırlarımızın hemen karşısında bulunan ve 102. Rus üssü ya da Gümrü üssü diye bilinen üssün ağırlıklı olarak yer aldığı eski bir anlaşma günümüz şartlarına göre yeniden düzenlenerek imzalanacak.

Bu anlaşma, Rusya ile Ermenistan arasında 1995 yılında imzalanan askerî işbirliği ve savunma anlaşmasıydı ve Gümrü, bu anlaşmanın en önemli parçasıydı. Taraflar işte bu anlaşmayı bugün yeniden ele alarak hem geçerlilik süresini ve hem de mahiyetini değiştirmeye karar vermiş bulunuyorlar. →

Rusya'nın Güvenlik Konseyi değişiyor

NATO'nun genişlemesine, füzesavar sistemine karşı duruşu, AKKA anlaşmasını askıya alması ve benzeri dış politika öncelikleri dış politikasının ne kadar güvenlik eğilimli olduğunu açıkça gösteriyor. İç politikada da son günlerde güvenlikle ilgili aldığı kararlar, devreye soktuğu yeni kanunlar da bu alanda ne kadar duyarlı ve kararlı olduğunu ortaya koyuyor.

Bu çerçevede iç güvenlik servisi FSB'ye birkaç gün önce yeni yetkiler tanıması, terörizmle ve aşırılıkla mücadele kanunlarına yeni maddeler eklemesi, polis yetki ve sorumluluk kanununda değişiklikler yapması devletin güvenliği ne kadar önemli gördüğünü bir kere daha hatırlatıyor. Güvenliğe yeniden ağırlık verilmesi şüphesiz liberal-demokrat ve açık toplumcu olarak bilinen Devlet Başkanı Dmitri Medvedev'in değişen tavrından ve muhtemelen Başbakan Putin'in etkisinden kaynaklanıyor. →

CICA Zirvesi...

BM, NATO, AB, AGİT, İKÖ, IMF, G8, G20... Birçoğumuzun bildiği milletlerarası kuruluş, teşkilat ve forumlar. Bunlar bugünün dünyasında önemli roller oynuyorlar elbette.
Bunlara ilaveten kamuoyunun adını pek fazla duymadığı nispeten yeni sayılabilecek bir forum da yavaş yavaş dünya diplomasi sahnesine damgasını vurmaya hazırlanıyor.

Bu forum ya da oluşumun kısa adı CICA. Tam adı Conference on Interaction and Confidence Building Measures in Asia (yani Asya'da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı) olan CICA, Kazakistan Devlet Başkanı Sayın Nursultan Nazarbeyev'in 1992 yılında yapılan BM Genel Kurulu'ndaki girişimiyle bir hükümetler arası güvenlik forumu olarak dünya diplomasi sahnesine girmişti. →

Rusya'nın nükleer hamleleri

Rusya'nın klasik anlamda bir enerji süper gücü olduğuna hiç şüphe yok. Herkesin bildiği gibi Rusya, doğalgazda hem rezervler hem de ihracat bakımından dünya şampiyonu.
Ayrıca, ham petrol rezerv ve ihracatı bakımından da dünyanın önde gelen güçlerinden birisi sayılır. Bu çerçevede Rusya dünya petrol rezervlerinin sekizde birine sahip. Ham petrol ihracatında da zaman zaman dünya şampiyonu Suudi Arabistan'ı bile geçiyor.

Klasik enerjide bu kadar güçlü olan Rusya aynı zamanda nükleer enerjide de hatırı sayılır bir konuma sahip. Bugün Rusya'da çalışan ve elektrik üreten 31 nükleer tesis var. Halen inşa halinde olan 9 nükleer tesise ilaveten 7 planlanmış, 37 de karar bekleyen nükleer tesis söz konusu. Rusya bugün çalışan ve toplam enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 17'sini üreten bu tesislerinin sayısını artırarak toplam enerji ihtiyacının yüzde 23'ünü 2020 yılına kadar nükleer enerjiden sağlamayı amaçlıyor. →

Medvedev doktrini; Putin pratiği...

Rusya Devlet Başkanı Medvedev yanındaki heyetle birlikte bugün ülkemizi resmen ziyaret edecek. Önemli anlaşmaların imzalanmasının beklendiği bu ziyaret şüphesiz son yıllarda iki ülke arasında gittikçe gelişen ilişkilerin daha da gelişmesine, güçlenmesine büyük katkı yapacak.

Meslek olarak iyi bir hukukçu ve Başbakan Putin'in nüfuzlu St. Petersburg ekibinden gelen ve Putin ile adeta bir ağabey-kardeş ilişkisi bulunan 45 yaşındaki Medvedev, anayasaya göre Rus dış politikasının yönlendirilme ve yürütülmesinden birinci derece sorumlu ve yetkili. →

AKKA yeniden gündeme geliyor

Avrupa ve ötesinin güvenliğine en çok katkı yapan anlaşma kısaca AKKA (CFE) diye anılan Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Antlaşması'ydı.

Yaklaşık 10 yıl süren çetin ve zorlu müzakerelerden sonra Kasım 1990'da Varşova Paktı ile NATO üyesi olan 30 ülke tarafından imzalanan AKKA Antlaşması, daha sonra eklenen yeni hükümlerle 1992 yılında yürürlüğe girdi. Bu 30 ülke de şunlardı: Amerika, Rusya, İngiltere, Fransa, Almanya, Ermenistan, Azerbaycan, Belarus (Beyaz Rusya), Belçika, Bulgaristan, Kanada, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Gürcistan, Yunanistan, Macaristan, İzlanda, İtalya, Kazakistan, Lüksemburg, Moldova, Hollanda, Norveç, Polonya, Portekiz, Romanya, Slovakya, İspanya, Ukrayna ve Türkiye. →

Güney Akım depara kalktı

Rusya Avrupa'ya doğalgaz sevk ve tedarikinde hâkim ülke olarak kalmaya devam edebilmek amacıyla iki yeni doğalgaz hattını devreye sokabilmek için büyük çabalar sarf ediyor, anlaşmalar yapıyor.

Bu hatlardan ilki Rus gazını Baltık Denizi altından geçecek iki boru hattıyla Almanya'ya ulaştıracak olan Kuzey Akım diye bilinen hat. 20 gün kadar önce bu hattın ilk kaynağı Rus Devlet Başkanı Medvedev, Almanya Başbakanı Merkel'in de hazır bulundukları bir törende yapılmıştı. →

Ukrayna-Rusya-AB Gaz Konsorsiyumu...

Rus doğalgazının yaklaşık yüzde 80'i Avrupa'ya Ukrayna'dan geçen transit boru hatları ile ulaşıyor. Bu yıllardır böyle; ancak son yıllarda Ukrayna ile Rusya arasında zaman zaman patlak veren krizler dolayısıyla bu akış aksıyor, kesiliyor.

Bundan hem Rusya ve hem de Avrupa büyük zararlara uğruyor.

Özellikle Rusya bu durumdan oldukça rahatsız. Nitekim, bu yüzden Avrupa'ya gaz sevkinde Ukrayna'yı devre dışı bırakmak için son yıllarda yeni projeleri ortaya atmış bulunuyor. Bunlar malum Kuzey Akım ve Güney Akım gaz projeleri. Her ikisinin de amacı Ukrayna'yı by-pass ederek Avrupa'ya daha güvenilir güzergâhlardan gaz sağlamak. →

Rusya'nın nükleer gücü ve şemsiyesi...

Rusya'nın dünyanın en büyük nükleer güçlerinden birisi olduğuna hiç şüphe yok. Hatta bazı tahminlere göre dünyanın birinci gücü. Elinde bulundurduğu nükleer silah ve başlık miktarlarıyla Amerika'yı bile geride bırakıyor. Bazı kaynaklar Amerika'nın elindeki nükleer savaş başlığının miktarını 5-6.000 civarında, Rusya'nın ise 16.000 civarında olduğunu belirtiyorlar. Rusya söz konusu nükleer gücünü şu 4 şekilde hazırda bekletiyor:

Rusya'nın dünyanın en büyük nükleer güçlerinden birisi olduğuna hiç şüphe yok.Hatta bazı tahminlere göre dünyanın birinci gücü.

Elinde bulundurduğu nükleer silah ve başlık miktarlarıyla Amerika'yı bile geride bırakıyor. Bazı kaynaklar Amerika'nın elindeki nükleer savaş başlığının miktarını 5-6.000 civarında, Rusya'nın ise 16.000 civarında olduğunu belirtiyorlar. Rusya söz konusu nükleer gücünü şu 4 şekilde hazırda bekletiyor: →

Rusya, Güney Akım ve Balkanlar

Hakkında hâlâ önemli soru işaretleri bulunmasına rağmen Rusya, Güney Akım doğalgaz projesini hayata geçirmek için sessiz-sakin bir şekilde Balkanlar'a dönük önemli hamleler yapıyor.

Bunlardan sonuncusu Hırvatistan'a dönük hamle sayılır. Bu çerçevede Rusya önceki gün Hırvatistan ile önemli bir hükümetler arası anlaşma imzalamış bulunuyor. Enerji ilişkilerini geliştirmek üzere Moskova'da bulunan Hırvat Başbakanı Jadranka Kosor ile Rusya Başbakanı Vladimir Putin'in hazır bulundukları imza töreni sonrası yapılan açıklamalarda iki ülkenin yüzde 50 hisseye sahip olacağı bir ortak şirket kurulacak ve bu şirket Güney Akım'ın Hırvat ayağını üstlenecek. →

Abhazya-Rusya: Önemli gelişmeler

Bu anlaşmaların arasında ulaştırma alanı ile ilgili olanlar oldukça önemli bir yer tutuyor. Haberlere göre, bu alanda çeşitli hükümetler arası anlaşmalar var. Bunlar, hava, deniz, karayolu ve demiryollarında işbirliğini öngörüyor. Bu arada bu doğrultuda Abhaz hava sahasının sorumluluğunun Rusya tarafından üstlenilmesi de gündemde bulunuyor.

Bu anlaşmalara ek olarak askerî alanda da çok önemli bir üs anlaşmasına da varılmış bulunuluyor... Dün imzalanan bu kapsamlı anlaşma 49 yıl süreli; mutabakat halinde otomatik olarak 15 yıl daha uzatılabiliyor. Anlaşma, kurulacak ortak üssün ve bunlara mücavir alanların kullanım esasları, üslerde görev yapacak askerî personel ve ailelerin uyacakları kurallar ve diğer konuları kapsıyor. →

İran-Rusya: S-300’ler ve Buşehr

Bugün İran-Rusya ilişkilerinin merkezinde iki somut problem var: Rusya'nın sağlamayı taahhüt ettiği S-300 hava savunma sistemleri ve Rusya'nın halen inşa etmekte olduğu Buşehr nükleer santralı bunlar.

Rusya S-300'ler konusunda son üç yıldır ayak diriyor, konuyu çeşitli sebeplerle sürüncemede tutmaya devam ediyor. Bu sebeplerin arasında elbette Amerika ve İsrail'in teşebbüsleri de bulunuyor. Rusya, Buşehr konusunu ise 14 yıldır sonuçlandıramıyor, çeşitli sebeplerle bu konuyu da sürüncemede tutmaya devam ediyor. →

GRU başkanı ve Gürcistan...

Rusya'nın bilinen dört istihbarat servisi var: İç istihbarattan sorumlu FSB, dış istihbarata bakan SVR, haberleşmeyi izleyen FAPSI ve askeri istihbarat servisi GRU. Bunlardan FSB hakkında en çok bilinen, yazılan iken GRU hakkında bilinen ve yazılanlar ise son derece sınırlıdır.

Rus Genelkurmay Başkanlığı'na bağlı, tam adı Ana İstihbarat Direktörlüğü olan GRU kapalı bir kutudur adeta; medyada bu servisle ilgili fazla bilgi yer almaz. Bu bakımdan, GRU hakkında pek fazla bir şey bilinmez. Komünist dönemde bizzat devlet tarafından adı ve faaliyetleri hep saklanan, öne çıkarılmayan GRU hakkında yabancı basında da birkaç kitap ve makalenin dışında dişe dokunur bir bilgi bulunmuyor. Bunların da çoğu 1980'lerde Batı'ya kaçan bir-iki GRU ajanının anlattıklarından meydana geliyor. →

Rusya-Sırbistan: Özel ilişkiler...

Rusya'nın Balkanlar'daki en yakın dost ve müttefikinin Sırbistan olduğu malum. Bu çerçevede, iki ülke arasında ekonomik, siyasî, güvenlik, kültürel, din ve enerji alanlarında son derece sıkı ve güçlü bağlar var.

Bunlara ilaveten geleneksel Slav ve Ortodoks dayanışması da bu bağları kuvvetlendiren bir başka unsur şüphesiz. →

Rusya'nın yeni askerî doktrini

Son yıllarda askerî, siyasî ve güvenlik alanlarında meydana gelen gelişmeler Rusya'yı da etkilemiş bulunuyor. Nitekim bu yüzden bu ülke son 9 yıldır yürürlükte olan askerî doktrini yeniden gözden geçirip yeni bir doktrin yazmaya hazırlanıyor.

2000 yılında zamanın Devlet Başkanı Putin tarafından onaylanarak yürürlüğe giren doktrin genelde çok-kutuplu bir dünyayı destekleyen, özelde ise Rus askerî reformuna vurgu yapan esasta savunmaya dönük bir doktrindi. →

1, 2
Sayfalar: 1 – 2 | Son sayfa