|
Pazar, 07 Mart 2010 00:52 |
|
1938 yılı sonlarında, kanlı Stalin rejiminin çalışma kamplarından birinde, bir şair, onur kırıcı şartlara ve soğuğa dayanamaz. Toplu banyo yapmak için soyunurken düşüp ölür. Sovyet muhafızlar, altın dişini ve yüzüklerini, (bir parmağını keserek) alırlar. Ve şair, tabut bulunamadığı için alelacele gömülür. Tabutsuz toprağa verilen bu adam, 20. yüzyılın en büyük şairlerinden biri olduğu halde, ısrarla unutturulan Osip Mandelştam'dır.
Mandelştam, çoğumuzun tanıdığı bir şair değildi. M. İlhan Atılgan, Kitap Zamanı'nın mart sayısındaki o hayli şaşırtıcı yazısında, Oleg Lekmanov'un İngilizce'de yayımlanmış biyografisinden hareketle anlatmamış olsaydı, Mandelştam bizim için meçhul kalmaya devam edecekti. Takip, yıldırma, sürgün, çalışma kampı ve dramatik bir ölüm... Fakat Mandelştam'ı bugün burada yazıyor olmamın sebebi bunlar değil... Atılgan'ın yazısında geçen bir cümle, sadece bir cümle: "Şairin ölümünden sonra karısı Nadezda olağanüstü bir çabayla, bazı şiirlerini ezberinde tutarak onun mirasına sahip çıktı."
|
|
Perşembe, 04 Mart 2010 00:00 |
|

Hakkında hâlâ önemli soru işaretleri bulunmasına rağmen Rusya, Güney Akım doğalgaz projesini hayata geçirmek için sessiz-sakin bir şekilde Balkanlar'a dönük önemli hamleler yapıyor.
Bunlardan sonuncusu Hırvatistan'a dönük hamle sayılır. Bu çerçevede Rusya önceki gün Hırvatistan ile önemli bir hükümetler arası anlaşma imzalamış bulunuyor. Enerji ilişkilerini geliştirmek üzere Moskova'da bulunan Hırvat Başbakanı Jadranka Kosor ile Rusya Başbakanı Vladimir Putin'in hazır bulundukları imza töreni sonrası yapılan açıklamalarda iki ülkenin yüzde 50 hisseye sahip olacağı bir ortak şirket kurulacak ve bu şirket Güney Akım'ın Hırvat ayağını üstlenecek.
|
|
Perşembe, 18 Şubat 2010 09:07 |
|
Bu anlaşmaların arasında ulaştırma alanı ile ilgili olanlar oldukça önemli bir yer tutuyor. Haberlere göre, bu alanda çeşitli hükümetler arası anlaşmalar var. Bunlar, hava, deniz, karayolu ve demiryollarında işbirliğini öngörüyor. Bu arada bu doğrultuda Abhaz hava sahasının sorumluluğunun Rusya tarafından üstlenilmesi de gündemde bulunuyor.
Bu anlaşmalara ek olarak askerî alanda da çok önemli bir üs anlaşmasına da varılmış bulunuluyor... Dün imzalanan bu kapsamlı anlaşma 49 yıl süreli; mutabakat halinde otomatik olarak 15 yıl daha uzatılabiliyor. Anlaşma, kurulacak ortak üssün ve bunlara mücavir alanların kullanım esasları, üslerde görev yapacak askerî personel ve ailelerin uyacakları kurallar ve diğer konuları kapsıyor.
|
|
Perşembe, 14 Ocak 2010 16:17 |
|
Başbakan Erdoğan'ın, Rusya Başbakanı Putin'le görüşmesi beklenenden uzun sürdü.
Neredeyse 4 saati buldu. Ortak açıklama için Başbakanlık Konukevi'ndeki Altın Salon'da basın mensupları ve bakanlar yerlerini aldı. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım 'Başbakan önemli açıklama yapacak.' dedi. 'İki ülke arasında vize mi kalkıyor?' sorusuna tebessümle cevap verdi.
|
|
Cuma, 20 Kasım 2009 02:08 |
|
Bugün İran-Rusya ilişkilerinin merkezinde iki somut problem var: Rusya'nın sağlamayı taahhüt ettiği S-300 hava savunma sistemleri ve Rusya'nın halen inşa etmekte olduğu Buşehr nükleer santralı bunlar.
Rusya S-300'ler konusunda son üç yıldır ayak diriyor, konuyu çeşitli sebeplerle sürüncemede tutmaya devam ediyor. Bu sebeplerin arasında elbette Amerika ve İsrail'in teşebbüsleri de bulunuyor. Rusya, Buşehr konusunu ise 14 yıldır sonuçlandıramıyor, çeşitli sebeplerle bu konuyu da sürüncemede tutmaya devam ediyor.
|
|
Perşembe, 19 Kasım 2009 00:38 |
|
Rusya'nın bilinen dört istihbarat servisi var: İç istihbarattan sorumlu FSB, dış istihbarata bakan SVR, haberleşmeyi izleyen FAPSI ve askeri istihbarat servisi GRU. Bunlardan FSB hakkında en çok bilinen, yazılan iken GRU hakkında bilinen ve yazılanlar ise son derece sınırlıdır.
Rus Genelkurmay Başkanlığı'na bağlı, tam adı Ana İstihbarat Direktörlüğü olan GRU kapalı bir kutudur adeta; medyada bu servisle ilgili fazla bilgi yer almaz. Bu bakımdan, GRU hakkında pek fazla bir şey bilinmez. Komünist dönemde bizzat devlet tarafından adı ve faaliyetleri hep saklanan, öne çıkarılmayan GRU hakkında yabancı basında da birkaç kitap ve makalenin dışında dişe dokunur bir bilgi bulunmuyor. Bunların da çoğu 1980'lerde Batı'ya kaçan bir-iki GRU ajanının anlattıklarından meydana geliyor.
|
|
Salı, 20 Ekim 2009 20:01 |
|
Rusya'nın Balkanlar'daki en yakın dost ve müttefikinin Sırbistan olduğu malum. Bu çerçevede, iki ülke arasında ekonomik, siyasî, güvenlik, kültürel, din ve enerji alanlarında son derece sıkı ve güçlü bağlar var.
Bunlara ilaveten geleneksel Slav ve Ortodoks dayanışması da bu bağları kuvvetlendiren bir başka unsur şüphesiz.
|
|
Pazartesi, 19 Ekim 2009 01:03 |
|
Son yıllarda askerî, siyasî ve güvenlik alanlarında meydana gelen gelişmeler Rusya'yı da etkilemiş bulunuyor. Nitekim bu yüzden bu ülke son 9 yıldır yürürlükte olan askerî doktrini yeniden gözden geçirip yeni bir doktrin yazmaya hazırlanıyor.
2000 yılında zamanın Devlet Başkanı Putin tarafından onaylanarak yürürlüğe giren doktrin genelde çok-kutuplu bir dünyayı destekleyen, özelde ise Rus askerî reformuna vurgu yapan esasta savunmaya dönük bir doktrindi.
|
|
Çarşamba, 14 Ekim 2009 15:25 |
|
Zürih'te Türkiye ile Ermenistan arasındaki son dakika krizini, elindeki iki telefonla tarafları defalarca arayan ABD Dışişleri Bakanı Clinton'ın çözdüğü söylenmişti. Daha sonra krizi çözen asıl hamlenin Rusya'dan geldiğini öğrendik.
|
|
Pazartesi, 05 Ekim 2009 05:53 |
|
Nahçıvan- Büyükelçi Bagdad Amreyev, Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'in özel talebi üzerine bir yıl önce Ankara'ya geldiğinde kendisiyle ilk röportajı biz yapmıştık. Türkiye'ye gelişinin ikinci ya da üçüncü günüydü. Daha kolilerini bile açmamıştı.
Çok çalışkan, çok sıcak ve girişken biriydi. 7 yıl tatil yapmadan çalışmıştı. 3 dil biliyordu. Kısa sürede hem siyaset hem iş dünyasından çok güzel dostluklar kurdu. Aynı zamanda eski bir futbolcuydu. Birkaç ay içinde Hakan Şükür ve Bülent Uygun'la öyle samimiyet geliştirdi ki, Florya'da yaptığı halı saha maçlarına bizleri davet etmeye başladı.
|
|
|